KIRDIĞINIZ HAYAL KURDUĞUNUZ HAYAL OLMASIN SAKIN

6/10/2009 - Susmak Güzeldir...

Susmak Güzeldir...

 AŞKTIR Kİ....GERİSİ VESAİREDİR...

 



Suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim!
Musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum!
Konuşmalara küstüm! Gemilerim artık kendime yol alıyor.

Her zaman her yerde her istenileni anlatamıyorum.
Kime, neyi, nasıl ispatlayacaksın! o halde suskunluğun elini tutuyorum.
Merhem tutmaz öyle yaralarım var ki! Konuşamıyorum…
İçime atıp susuyorum.
Kurşun geçmez şartlanmış beyinlere söz geçiremiyorum.
Sayfalarca susuyorum.
Kelimelerimin dinlenmeye en çok muhtaç olduğu anlarda,
Beni anlayacak bana derman olacak birini aradığımda,
O çok (boş) konuşanlar kaçıyor.
Sokağımın gece yarısı suskunluğa terk edildiği gibi,
Bende yüreğimi suskunluğun kucağına bırakıyorum
Konuştuğum zaman mahkûm,
Sustuğum zaman zanlı muamelesi görüyorum.
Ne yapacaksın, kime gideceksin…
Anlamsız konuşmalardan kendime sığınıyorum
Zor olanı tercih ettim sustum…
Boğazıma dizilmiş sözcükleri söylemeden, haykıramadan, içime atarak…
Bir bilseler susan birinin gözlerinde çuvallar dolusu kelime olduğunu,
Ve yine bir bilseler söz tükenmişse en güzel cevabın susmak olduğunu…

Tarif edemediğim acıları,
Hayal kırıklıklarımı susuşlarımla örtüyorum.
Yüreğimin en ücra köşelerine inen zehirli oklardan
Canım çok yandı!
Konuşursam;
Kırmaktan, kırılmaktan
Gözyaşlarımı tutamamaktan
Kelimeleri yan yana getirememekten
Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum.
Geri alınmayacak kelimeler adına;ağzımın sürgüsünü çektim!
Şuan boğazımda düğümlenen kelimeleri çarmıha germekle meşgulüm
Sustum…
Ben sustukça suskunluğumun üstüne düşman gibi sözcükler yağsa da
İncitseler de beni, artık vakit susma vaktidir
Korkup kaçtı,
Suçunu kabul etti,
Haksız olduğunu kabullendi diyecekler…
Desinler… Dudağım mühürlü!
Duygularım susuşlarımda saklı kalacak.
Yıllardır biriktirdiğim hiç kullanılmamış kelimelerimi

Devren satılığa çıkarıyorum. İlan verdim!
Alan olmazsa kalbimin morgunda biriktireceğim...
Sahi, her susan haksız mıdır?
Belki de her Suskunluğun arka planında ciltler dolusu anlamlar vardır.

Kim bilir!

Ve bir gün Söylenmemiş cümlelerimi
zulama koyup gideceğim bu şehirden
Varsın kaçtı desinler…
Susacağım!
Derin denizleri her rüzgâr dalgalandıramaz
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/3/2009 - CANIM OĞLUMA


Vefayla kal can



Ayrılıklar geceye benzer Bütün yarınlar da sabaha can!
Geceye az kaldı Ayrılık, gelini götürmeye gelen düğün alayı gibi kapımızda Kimler ayrılmadı ki canından

Ayrılığı, cennetten ayrılan Hz Adem'e sor Tufan'da oğlunu dalgaların pençesinde bırakan Hz Nuha, Yusuf'u için inleyen Hz Yakuba, içindeki ejderle boğuşan Züleyha'ya, yüreğinin sesini susturmak için bileğiyle dağları oyan Ferhad'a, Şems için kavrulan Mevlana'ya, binlerce evladını gurbete gönderen Anadolu'ya, en çok da Resulü'nü Medine'ye gönderen o kutsal diyara, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor

Geride kalan, hep inleyendir ana misali, can! Giden hep yardır, candan candır Her şeyi alıp götüren de odur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da

Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır Paylaşılan hayattır can!

Vefalı olmalı insan Vefanın dersini Kur'andan; Alemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı'ndan, O'nun nurlu ashabından almalı

Dostlarını daima vefa ile hatırla can! Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen Kula vefası olmayanın Hakk'a vefası olmaz Git ki, vefanın ter ü taze hüküm sürdüğü yeni bir hayata başla Haydi daha fazla durma karşımda Kurşun gibi bir anda al, ellerini benden Su gibi aksın ellerin ellerimden

Yüreğini yüreğimde, gözlerini gözlerimde bırak da git Beklemeden, bir kelime bile etmeden git Canımı canımdan kopar da git

Giderken son bir defa Hakk'ın selamını esirgeme benden Arkada kalanın gözü yaşlı olur, yüreği yufka, gönlü ince Ben, içimdeki korla, bağrımdaki volkanla, öylece dağ gibi arkanda kalayım Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım Sen sağlam adımlarla yarınlara yürürken, yıkılan ben olayım

Gülen sen ol, ağlayan ben Yeşeren sen ol, sulayan ben Bana saplansın paslı mızrakların ucu, sana dokunmasın En çılgın isyanlarını, savaşlarını, sırlarını gittiğin diyarlara götürme Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın Benim avuçlarıma bırak Ben onları dua dua ak kanatlı kuş gibi göklere uçurayım Benim payıma; ilaha-i dergahtan, ayrılık sahillerinde anıların gönüllü bekçisi olmak düştü Hak'tan gelene razıyım

Sen geçmişi bana bırak can!

Vefa nedir, bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır Vefa; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır

Şimdi ayrılık vakti can! Gecenin en karanlık vakti Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü doğuracak Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti

Al can! Bu heybe senin Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; ta özümden, ta közümden

Uğurlar olsun can!

Beni kışta bırakıp yeni bir diyara gittiğinde baharı bekleyeceksin Baharı beklemek ne güzeldir, baharda toprağı parçalayan kır çiçeklerini gözleme

Sen benim kır çiçeğimsin can, sen benim aşk çiçeğim Sen benim yüreğimsin

Vasiyetim olsun sana Bir gün öldüğümde, kabrimi mutlaka ziyarete gel Ama yalvarırım yalnız gelme Baharda derlediğin yüzlerce kır çiçeğiyle gel Ve başucumda onlara sevgiyi anlat, dostluğu, vefayı, hakiki Dosta vefalı olmayı anlat

En büyük vefa, Hakk'a götürecek fırsatları yakalamaktır Bulduğun her fırsatı zamanında değerlendirmektir Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, Kal-u Bela'ya vefasız olma! Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlığıyla yok olma

Vasiyetim olsun:

Vefayla kal can!

Vefayla Kal
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2009 - Düğüm düğüm oldu içim ne olur birşey söyle



Ellerimin arasından kayıp gidiyor hayat… Kendimi avutmak için bulduğum her şey bir süre sonra anlamsız geliyor… Bir şeyler biterken yanı başında neyle avunabilir ki insan… Kendimce oyunlar buluyor, sıkılıyorum bir süre sonra, kitaplar hiçbir şey anlatmıyor ya da kendimi dinlemek canımı sıkmaktan başka bir şeye yaramıyor…

Sense bir yerlerde kendine duvarlar örüyorsun..Biliyorum ki ne kadar ararsam arayayım yanına gelebileceğim bir kapı bulamayacağım..Kendine duvarlar örüyor ve bizi dışarıda bırakıyorsun…

Olsun diyorum, ördüğün duvarları maviye boyuyorum, çiçekler ekiyorum dibine, büyümüyorlar… Mavilerim soluyor, sen susuyorsun… Ben ölüyorum…

Kendime yalanlar uyduruyorum kendim bile inanmıyorum..Oyunlar buluyorum sıkılıyorum… Durmaksızın bir şeyler bitiyor içimde…

Sana sorduğum soruların hiçbir cevabı yok aslında duymayı beklediğim…

Sadece sesini özlediğimden…

Ellerimin arasından kayıp gidiyorum…

Kendim bile tutamıyorum kendimi…

Ama olsun ben sana elimi uzatıyorum…

Kurtar diye değil…

Sadece dokunmayı özlediğimden sana…

Senden başka bir nedenim yok…

Senden başka bir istediğim yok…

Senden başka hiçbir şeyim yok…

Seni Seviyorum… Duy diye değil…

Sadece kendime hatırlatmak için söylüyorum…

suya yazı yazmak gibi seni sevmek
yorgunum üşüyorum
yanındayım ama yanlız ne çare
suskunum huzursuzum

gözlerinde uçurumlar korkuyorum yüzleşmeye
bakışların kaçar gider gücüm yok yetişmeye
düğüm düğüm oldu içim ne olur birşey söyle
sen sustukça içimde isyanlar, çığlıklar…


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/10/2008 -



sustum..siz sebebini bilmeseniz de olur...konuştuğum zamanlarda da tanırdım ben sizi...


"Bir ben vardı içimde çok sevdiğim
Kaçtım kendimden çok uzaklara
Baka kaldım ardından umarsızım..!
Yakmış başımı düşmüş uzaklara.."


oysa söyleyeceğim ne çok şey vardı hayata dair..daha çok gülecektim,daha çok sevinecektim ve mutluluk olacaktı gözyaşı sebebim ama sustum..sebebini sormayın,siz çok iyi bilirsiniz..


sustum..kanayan yaralarıma tuz bastım yani...sızladı tenim..o kadar çok yandı ki canım..ama siz bilmezsiniz..sizin kanayan yaralarınınz olmadı hiç,kanattıklarınız oldu hep..tuz bastıklarınız değil,bastırdıklarınız..bu yüzden yanmadı canınız sizin..can yakmaktan fırsat kalmadı...



"Başka bir denizde yüzüyorum artık
Derinlere dalmaktan korkuyorum!
Herşeyi olduğu gibi kabullendim
Neden incittiniz diye sormuyorum.."



evet sustum..acılarımı anlatmamak için..!!bilmeyin ne denli ağır yaralarım,kaybettiğim kan ne denli çok görmeyin..!
sustum konuşmuyorum..zehirdir kelimelerim duymayın!!öyle kolay değildir beni dinlemek..can yakarım konuşursam,kanatırım,kapatılamaz yaralar açarım..ısrar etmeyin....ben yine sizin için sustum..anlayamazsınız..



nefret değil suskunluğum..kin asla değil..ben o kadar basit duygular beslemedim hiç..!sustum..size sustum,kendi içime kan kustum..yoruldum..gidiyorum..



"Taş duvarlar ördünüz
Beni kime döndürdünüz..!
İçimde yanardınız
Nihayet söndürdünüz.."
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/5/2008 -

...Hayat Sabra Denktir...


Olmaz gönlüm, olmaz öyle!
Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin.

İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar.
Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını.
Ama bilmelisin herkes buralı değil.

Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.
Olmaz gönül, olmaz öyle.

Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim.

Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın.
Eminim ki, hayat sabra denktir.
Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir.


Sabır gönlüm, sabır!
İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin.
Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler.
Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru.
Ağlarsın, gözyaşın akmaz.

Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin

Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu.



Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama Sonra gözlerin...

Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda.
Durur öylece, bakar, bakar...
Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı...

Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan.
Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından.

Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden.
Ve başlar böylece sabır maratonun.

Korkma gönül,
sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne mânevî hediyeler paketliyor Yaradan...


En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki.
İçindeki çocuk hafife alınacak...

Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak.
"Olsun!" diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden.

Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından...



Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki...
Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın.

Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lâhutî ikliminde.
Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini...

Canım dediğin dönecek sırtını.
Bir "ah!" çekeceksin derinden ve anlamaya çabalarken empatinin gücüyle,

Arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak.
"Sabır" diyeceksin, yine sabır...



Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de...
Çok şaşıracaksın, çoook!
Ya gönül...

Kalb kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu.
Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda!

Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki.

Zannediyor musun ki,
 yüreğine aldıklarına söylediğin nazenin kelimeler, boşta kalır!
İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun lâtif cümleler, öksüz bırakılır!

Yok gönül, yok!
Sahibi var hepsinin.
Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak, tabularına kale yapsınlar!

Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile...

Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefâ taksınlar.
Yaradan'ın "Settar" ismi, beşerin hükmüne mi kalmış.

Sen sabret gönül...
Felaket tellalları susmasınlar isterlerse?
Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe.

Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden.
İnan, kimse üzemez seni Uzat ellerini ve bekle.
Sabırla bekle gönül!
sabret gönül,
sabret!...


Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın.
Eminim ki, hayat sabra denktir.
Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir....
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bazen Susmak Gerekiyormuş, Bazen Bomboş Bakmak Gerekiyormuş Hayatın Yalanlarına; Anlamaya Çalışmak Saçmalık... Anlamadan Yaşamak Gerekiyormuş... Zaman Değilmiş Gideni Geri Getiren; Aslında Zamanmış Var Olanı Götüren... Ama Bazen...! Unutmak Gerekiyormuş, UNUTULMA Pahasına...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

igra
Blogcu Yardım
pinklehobi
serap29
sihirlimakas
hepsenyinesen
eylul eylul
beyazgulum14




İstek Hattı